Öyle Sevinçli Bir Damla YaÅŸsın Gözümde…
Öyle Sevinçli Bir Damla Yaşsın Gözümde
Bu kalabalıklar sen oluyor gitgide… Gördüğüm her yüz sana benziyor. Elbet hiçbir göz bakmıyor senin gibi, ama her renkte biraz sen varsın iÅŸte, her seste bir ton sen. Yanıp sönen her ışıkta görünüp kayboluveriyor yüzün. Sayamıyorum ya kayan yıldızları, dileÄŸim tek; teksin yüreÄŸimde.
YokluÄŸun aleni bir acı su bırakıyor gözlerime, kırpmıyorum… Korkuyorum seni kaybedeceÄŸimden. YüreÄŸime damlayan her kan biraz daha can katıyor kimsesizliÄŸime. Sevdamı yazdığım kesik yol çizgilerinden geçerken sen, biraz daha bulanıyorsun ya bana, farkında deÄŸilsin yazık ki.
Yoksun! Gözüme deÄŸen her yüz sen, her kadeh senle dolu. Sen yoksun! Tüm bunlara raÄŸmen burdasın iÅŸte her ÅŸeyinle. Åžimdi avuçlarımdaki ter, göz pınarlarıma dolan acı su ve karası gözlerimin. Var oluÅŸunu geçtim de, yokluÄŸunla dahi sarhoÅŸ olurken ben, baÅŸka söze ne hacet, yüreÄŸimdesin iÅŸte. Gözlerime düşen yıldızda, dilimden geçen her kelimede, avuçlarımda tuttuÄŸum güneÅŸte… Tamam, sustum! Ben çoktan sen olmuÅŸum. Düşündüğümde kendimi, bir eÅŸittir koyuyorum isminin yanına. Tamam, budur iÅŸte!
…
Karşılıklı iki kadeh içtim bu gece seninle. Aldığım herbir yudumda biraz sen vardın, biraz ateş, biraz su, en çok da sevdam. Gözlerinde kaybolup var olmak vardı ya, yoksun bu ilk gerçekten varoluş gecemde. Ama yüreğimdesin şükür ki. Günler eklendikçe bir diğerine daha iyi anlıyorum seçimimin doğruluğunu, büyütmemişim seni gözümde.
Bu bir armaÄŸandır bana. Bir annenin kucağına ilk veriliÅŸi gibi yavrusunun, öyle sevinçli bir damla yaÅŸsın gözümde…
