Öyle Sevinçli Bir Damla YaÅŸsın Gözümde…

October 11th, 2006

Öyle Sevinçli Bir Damla Yaşsın Gözümde
Bu kalabalıklar sen oluyor gitgide… Gördüğüm her yüz sana benziyor. Elbet hiçbir göz bakmıyor senin gibi, ama her renkte biraz sen varsın iÅŸte, her seste bir ton sen. Yanıp sönen her ışıkta görünüp kayboluveriyor yüzün. Sayamıyorum ya kayan yıldızları, dileÄŸim tek; teksin yüreÄŸimde.

YokluÄŸun aleni bir acı su bırakıyor gözlerime, kırpmıyorum… Korkuyorum seni kaybedeceÄŸimden. YüreÄŸime damlayan her kan biraz daha can katıyor kimsesizliÄŸime. Sevdamı yazdığım kesik yol çizgilerinden geçerken sen, biraz daha bulanıyorsun ya bana, farkında deÄŸilsin yazık ki.

Yoksun! Gözüme deÄŸen her yüz sen, her kadeh senle dolu. Sen yoksun! Tüm bunlara raÄŸmen burdasın iÅŸte her ÅŸeyinle. Åžimdi avuçlarımdaki ter, göz pınarlarıma dolan acı su ve karası gözlerimin. Var oluÅŸunu geçtim de, yokluÄŸunla dahi sarhoÅŸ olurken ben, baÅŸka söze ne hacet, yüreÄŸimdesin iÅŸte. Gözlerime düşen yıldızda, dilimden geçen her kelimede, avuçlarımda tuttuÄŸum güneÅŸte… Tamam, sustum! Ben çoktan sen olmuÅŸum. Düşündüğümde kendimi, bir eÅŸittir koyuyorum isminin yanına. Tamam, budur iÅŸte!

Karşılıklı iki kadeh içtim bu gece seninle. Aldığım herbir yudumda biraz sen vardın, biraz ateş, biraz su, en çok da sevdam. Gözlerinde kaybolup var olmak vardı ya, yoksun bu ilk gerçekten varoluş gecemde. Ama yüreğimdesin şükür ki. Günler eklendikçe bir diğerine daha iyi anlıyorum seçimimin doğruluğunu, büyütmemişim seni gözümde.

Bu bir armaÄŸandır bana. Bir annenin kucağına ilk veriliÅŸi gibi yavrusunun, öyle sevinçli bir damla yaÅŸsın gözümde…

Ölmek ne güzel ÅŸeymiÅŸ,cennetim sen olunca…

October 11th, 2006

Sıradan hayatımda, sıradan bir geceydi
Oysa o sıradan gece,isimsiz mucizeydi
Karşımda oturuyor,her dakika büyülüyordun beni
Gönlüm kazırken seni derinine, gözlerim hapsolurken gözlerine
Anladım ki yüreğim sana çarpıyor çılgınca,
AÅŸk ne güzel bir ÅŸeymiÅŸ,sebebi sen olunca…

Hiç de kolay olmadı bir şeyleri paylaşmak
Attığım her adımda umudunu yaşamak
Erittiğim her günde yaklaştım bir adım daha
Dolaştım sana çıkan her yolda, her sokakta
Gözlerimi kapayıp da rüyalara dalınca,
Uyumak ne güzel ÅŸeymiÅŸ,düşümde sen olunca…

Sanırdım ki ıslanmak yağmurda güzel olur
Yüze düşen her damla beni sana uçurur
Bilmezdim gönlümdeki çiçekler su ister, yağmur ister
Kalpten çıkan her damla, gözümden akıp gider
Yüceltir sevgimi yaşlar, yürekten hıçkırınca,
AÄŸlamak ne güzel ÅŸeymiÅŸ, gözyaşım sen olunca…

Daha bir mavi geliyor deniz
Daha bir parlak geliyor güneş
Yağan bembeyaz kar taneleri arasından,beyaz bir kuşun tüyünü seçebiliyorum artık
PaylaÅŸmak,sen olmak,senin olmak
Çektiğim her nefeste senin kokunu duymak
Dünyam başkalaşıyor gözlerine bakınca,
YaÅŸamak ne güzel ÅŸeymiÅŸ, nefesim sen olunca…

Ela gözlerinin derinliğinde buldum benliğimi
Sende gerçekleştirdim sakladığım hayalleri
Gurur verdin,onur verdin,sevgi verdin,aÅŸk verdin
Sen belki de dünyada bana gelen melektin
Her zaman yanımda oldun,hep yanımda ol dedin
Varsın güzel Allah’ım alsın benim canımı
Korkmuyorum ecelden sen yanımda kaldıkça,
Ölmek ne güzel ÅŸeymiÅŸ,cennetim sen olunca…

Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim..

October 11th, 2006

Sevmek… Dile kolay, kalbe ağır duygu. Hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreÄŸime taht kurduÄŸunu.

Ayrılıklar… Hüzünler… GözyaÅŸları… Hepsi zalimce birer birer gelip yüreÄŸimin baÅŸköşesine oturmuÅŸlardı. Hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı.

Hüzün yüklü karabulutların hızla yüreÄŸimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuÅŸ dünyama…
Kilometrelerce uzaktan, bambaÅŸka bir ÅŸehrin, deÄŸiÅŸik havasıyla, taşıyla, toprağıyla… Umutlarıyla… Åžiirleriyle… Farklı yaÅŸamı ve sevdalarıyla her ÅŸeyden önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreÄŸiyle geldin.

Karanlık bir girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip çıkardın. Yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep oldun. Bu yüzden sevdim seni.

Öyle farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni.

Ben bu defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya çalışılmış kocaman bir ömür gördüm.

Neler yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyiÅŸler, kederler… Mutluluk getiren sevinçler, gözyaÅŸları… Yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler… Daha neler… Neler…

Kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni.

Günüm seninle baÅŸlıyor, gecem seninle bitiyordu… Sesini duyduÄŸum zaman yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye baÅŸlıyordu…

Yolda yürürken, otobüse binerken, yemek yerken, insanlarla konuşurken, kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her hikâye, okuduğun her şiir beyimde yankılanıyordu.

Ben sensizliği bile seninle yaşıyordum… Bu yüzden seviyordum seni.

Hatırlar mısın? Gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı ÅŸehre yaÄŸdığı bir kış günü, gece yarısına doÄŸru aramıştın beni… Eve gidiyorum, bu soÄŸuk havada sesin içimi ısıtsın istedim demiÅŸtin. Biz birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık… KonuÅŸmaya baÅŸladık, konuÅŸma uzadıkça, dışarıda olanca hızıyla yaÄŸmakta olan kara aldırmadan, sen park ettiÄŸin arabanın içinde, ayaklarını hissetmekte zorlanana dek, bense soba yanmayan buz gibi bir odada soÄŸuktan parmaklarım buz tutana kadar konuÅŸmuÅŸtuk. YaÅŸamın her hali gelip geçmiÅŸti telefon tellerinden…

Hiç kimse, yağan kar altında kulağıma senin gibi şiirler okumadı.
Hiç kimse bana senin baktığın gibi bakmadı…
Hiç kimse beni, senin sevdiğin gibi sevmedi…
Ve hiç kimse ama hiç kimse yüreğinin sıcaklığı bana senin kadar hissettiremedi.

İşte, O gecede, ne dışarıda yağan kar, ne de aradaki mesafeler bana şiirler okumana, beni sevdiğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç kimse beni senin kadar mutlu edememişti.

Sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraÅŸtığı için seviyordum seni…

Sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı… Ben sadece olabilme ihtimallerini sevdim.

Ben kara kaplı bir defterin, bembeyaz sayfalarını sevdim… Beyaz sayfalarsa kendisine dokunan her eli…

Ben sana âşıktım… Sense aşk’a… Ben seni seviyordum… Sense mevsimleri…
Gelen her mevsimin kendine özgü bir güzelliÄŸi vardı, bu yüzden sen, sevemedin sadece beni…

Sen, baharda açan her bir gül tanesini sever gibi sevdin, yeni gelen her sevgiliyi…
Baharla her gelen sevgili için, unutup, sildin beni…
Bil ki! bir ben silemedim yüreÄŸimden seni…
Çünkü ben seni ben seni unutmak için sevmedim…

Desem ki …

October 11th, 2006

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir ÅŸeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski ÅŸarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Åžayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum …

BoZuLdu Bu SeVda…

October 11th, 2006

Gönül hep zora tutsak idi, hep uzaklara bağlı
Bir suret çizmiştim yüreğimin ortasına
Bir vardı içimde senden öte
Bir vardı içimde hep ulaşılmaz
Acı, keder, elemle beslenen bir sen
Sen geldin, öldürdün içimdeki seni
Öldürdün benim öldüremediğim ölmeyeni
Artık ne nakış kaldı ne sevda
Seni gönlüme bağladığım ilmikler çözüldü
Bilmeceler cevabını buldu artık
Sen geldin çözüldü bu sevda.

Yirmi dokuz harfin anlatmaya yetmediÄŸi
Kelimelerin, şiirlerin, destanların bile
Anlatmada aciz kaldığı
O el değmemiş, o ulaşılmaz sevda
Dolaşıyor şimdi dillerde
Artık ne sır kaldı ne sevda
Sen geldin eridi, yok oldu, öldü bu sevda
Dışarıdaki sen girmeye çalıştın içime
İçimdeki senin mahremiyeti yok oldu,çıktı dışıma
Duydu artık herkes.Ne sır kaldı ne sevda
Baharlara güz, dillere söz oldu bu sevda

Sığmazdın türkülere.Oysa şimdi türkü misali dillerdesin
Şarkılarda hep sen varsın
Öyle basit anlatıyorlar ki artık seni
Artık ne sır kaldı ne sevda
Bak her dilde sen her dilde biz
Her telde sen ve her telde biz
Ceylan gibi yoz oldu
Rüzgarlara toz oldu
Her ele bir saz oldu bu sevda

Bir kural vardı: mahremiyet, sır ve sevda
Ve bunların kanunu - yüreğimin kanunu
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Yalnız ölü bir suret: içimde ölen sen
Dışarıdaki sen çiğnedin kuralı
İçimdeki mahrem sen
Öldürdüler de çıkardılar seni dışıma
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Sen geldin bozuldu bu sevda

Çatık kara kaş yok artık karşımda
Öfken yok, zorluk, ulaşılmazlık yok
Dağlar yok, karanlıklar,ıstıraplar
Kederler, acılar, elemler yok
Nerdeler ÅŸimdi aaah! Nerdeler?
Söyle. öldürdün de nereye attın
Yüreğimin senini besleyen çileleri
Artık hepsi yok oldu hiçbiri kalmadı
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
İçimdeki sen öldü ve
Mezar taşıma yazıldı bu sevda…

Bilmiyorum

October 11th, 2006

Benli, bensizlik hallerimde
Senli, sensiz olarak gözlerim kapalı
Giriyorum karanlığa.
Etraf zaten mi karanlık
Yoksa gözlerim kapalı diye mi böyle
Bilmiyorum…
Zaten ne önemi var ki!
Karanlık işte!
Açmak istemiyorum gözlerimi
Çünkü sen yoksun,güzel yüzün yok.
Ve gözlerimi karagözlerinin karşısında açmak
Tek dileÄŸim oluyor o an…

Hava soÄŸuk,
YaÄŸmur geliyor.
Belli artık mevsim sonbahar
Hüzün çoktan şehre çöktü
Umutlar da rüzgarla birlikte
Bir o tarafa,bir bu tarafa savruluyor.
Yine, her zamanki gibi
Bir senin sevdan yüreğimde
Sende kimin sevdası saklı
Bilmiyorum…

İşte hiçbir şeyin bilinmediği
Her zamanki gecelerden bir tanesi daha.
Bilinmezlikler içinde tahminler
Tahammül sınırını aşıyor artık.
Ve bırakmak gerekiyor bir süreden sonra
Tahminlerin hepsini bir kenara.
Hayallere dalasım geliyor
Ve hayallerin yine,hep başrolü sensin
Sevesim geliyor sen olduğun için içinde
Ve bir de gerçek olmadığı için nefret edesim var
Ama ben yine sevmeyi tercih ediyorum
Seni andıran her ÅŸeyde olduÄŸu gibi…

Zaman alıp başını gidiyor
Terk ediyor bizi
Hayat kısa, yaşamalı doya doya diyorlar
Fakat hayat yaÅŸanamaz ki sensiz doya doya, bilmiyorlar.
Belki de hep yaÅŸanmayan saatlerde
Yaşam aramalarımız bu yüzden.

Kendine İyi Bak, Yüregine de…

October 11th, 2006

Kendine iyi bak, yüregine de…
Her sey baslayip, bitiyor bu dünyada…
Sevmedigimiz seylerin de bir sonu oluyor, sevdigimiz seylerin de…
Olmasa iyi ya, oluyor iste.
Seni alip götüren bir sarki,
Beklemedigin bir anda bitiveriyor söz gelimi.
Sevdigin kimseler kaybolup gidiyor bir gün kalabaliklarin arasinda…
Parmagina konan kelebek ucup gidiyor,
hic bitmeyecek gibi kivrilan irmak gidip bir denize dökülüyor sonunda…
Biraz önce geriye dogru baktimda
Senin icin mavi kapli defterimin ilk sayfasini actigim günün
Ardindan cok zaman gecmis.
Sana kücük seylerden söz acip durmusum, sevincimi paylasmisim gülmüsüm
Kimi sayfalarda resimler cizmisim sana, belki hatirlarsin,
hani kücücük bir kalp cizmistim. Istersen onu büyültebilirsin demistim.
Hatirladin mi cizdigim pembe kelebegi de…
Beni hatirladiginda basinin üzerinde en güzel gezintilerini yapacakti
ve sen beni düsünüp belki gülümseyecektin…
Kimi sayfalarda türküler söylemisim senin için,
Kimi sayfalardada komik seyler anlatmisim.
Kimi sayfalari okumayip gecmisim nedense…
Nasil gectigini anlamadan mavi kapli defterimin sonuna gelivermisim.
Simdi sana o özel mavi kapli defterimin son sayfasini aciyorum.
Bir gün bir yerlerde yine karsilasabilirmiyiz bilemem.
Ama ben simdi senin icin actigimm bu defteri, yine senin icin kapatip gidiyorum.
Sen de git istersen… Ben yokken iyi bak, ama kendine…
Yani basinda duran herseye iyi bak…
Cicegine iyi bak…
Ellerine, sana yakin olan herseye, yakin bir dostunun yüzüne, gökyüzüne,
YÜREGiNE………

Askin Acitiyor Birtanem..

October 11th, 2006

Seninleyken sensizligini cekmek..sensizliginle yasamak nedir bilirmisin? Yoklugunda yok olmak.ufalmak nedir bilirmisin? Benliginden benlik almaktir.. yavas yavas.. yok olmaktir.

Her dogan dun seninle baslarken… senin bunu fark etmemen canimi yakiyor biliyormusun? Seninle var olmak isterken senin beni yokusa surmen.. yuregimi ortadan ayiriyor biliyormusun?

Askin acitiyor birtanem.. seni sevmek beni uzuyor…

Bilirmisin sevdigi tarafindan umitsizlige ugratilmak ne hissettirir insana? Nasil bileceksin ki.. hic bakmadin ki gozlerime.. hic anlamaya calismadin ki anlatmak istediklerimi..

Askin acitiyor birtanem.. seni sevmek beni uzuyor…

Vazgecemiyorum.. hep bekliyorum.. belki anlarsin diye..Sabrediyorum, hic etmedigim kadar..Neden yapiyorum biliyormusun? Sadece seni sevdigimden, karsilik beklemeksizin.. ama askin acitiyor birtanem.. seni sevmek beni uzuyor..

Kacsam diyorum.. kopsam.. ama yapamiyorum…Yuregime kazimisim seni sevdalim atamiyorum.. sadece bekliyorum.. umit ediyorum..

askin acitmasin.yuregimi parcalamasin… seni sevmek beni uzmesin..

Gel cantanem.. bak gozlerime.. ve bana..seni seviyorum.. seni anliyorum de..

Gel hadi…gel…bekliyorum herzamanki yerde..’gozbebeklerinde’

Yüreğimi Hiç Haketmedin !

October 11th, 2006

Biraz dikkatli baksaydın gülen gözlerimdeki , aÄŸlayan ben’i görebilirdin. Yada gerçekten sevseydin beni kalbimin çığlıklarını susturabilirdin. Ben senken sen ben olamadın. Izdırabımın sebebi oldu sevgim.
Tükendim
tükettim
hıncımı almak için tekmeler attım sevgiye
kendime
yüreğime ..

Birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için
ne yaptıysam olmadı
Boyun eğdim varlığınla yaşamaya
Artık özlemiyorum
Dilim söylüyor ama hissetmiyorum. Sevgiyi kandırarak ve gizlenerek yaşıyorum. Daha fazlasını kaldıramayacak kadar yorgunum yada bahaneler buluyorum.

İçim acıyor
Gücüm yetene kadar dayanıyorum. Daha dayanabilirmiyim bilmiyorum. Zaman sığındım kurtuluşum için
yaralanan kalbimi sarmak
biraz olsun hayata baÄŸlanmak
kaybettiğim kendimi bulmak için

Sen benden gittin
ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin

Belki yıkıldım
sevgiye güvenimi kaybettim
ama
yürekten sevdim
Åžunu bilki terkedenim sen yüreÄŸimi hiç haketmedin…

Yoruldum . . .

October 11th, 2006

SoluÄŸumu kesen,
Cenneti göremeyişime sebep nedir ?
Susmaktan yoruldum.

Sonbahar geldi aşkım yine sana göç etti
Yolların çıkmıyor,
Yağmurun, karın, fırtınan bitmiyor.
Gelemiyorum yollarına,
Gözyaşımı gözümde kurutuyorum .
Ve ben seni bugün terk ediyorum….

İçten içe tüketiyorum duygularımı
Senin yüreğin paslanmış,
Tüm cinayetlere aşk süsü verip,
Basitleşerek yaşıyorsun.

Nedir bu telaşın?
Ölümümü yakalamaya çalışıyorsun ,
Yoksa zamanı hoyratça mı harcayacaksın ?
Sevgileri harcadığın gibi…..
Ne acıdır biliyor musun kimseye
Soramamak Seni…

Ezik çağrılara cevap alamamak Ne acı
Belki sevda yüzünden ölmek ayıp değil ama,
Tohumsuz çiçeği yeşertmek çok zor.

Şimdilerde yüreğim,
Bulut karalığında,
Kimsesiz, çaresiz kaldım sanki
Sokak ortasında,
Rüzgar esti yapraklarımı bir kere daha
Düşürdü yerlere
Yıkılmış bir duvar yığınıyım yanında.

Anladım ki ;
Unutacak kadar nefret etmediysen de,
Sevebilecek kadar hatırlamadın….